Kamuoyuna Duyuru; Kınama

16.09.2020 tarihinde HaberTürk Televizyonunda  Sn. Fatih ALTAYLInın sunduğu Teke Tek adlı programda konuşmacı olarak davet edilen İstanbul Üniversitesi Siyaset SosyolojisiProfesörü olan Ayrıca ORSAM –Ortadoğu Araştırmalar Merkezi Başkanı Prof.Dr.Ahmet Uysal isimli şahsın, “Balkan Göçmenleri Türk değildir. Türkleşmiştir.” İfadesi ile “Bunlar Türkçeyi bile sonradan öğrenmiştir” “Bunlar Türkiyeye sığınmacı olarak gelmiştir” diyerek aklı sıra Suriyeli sığınmacılar ile Rumeli Balkan insanını bir tutma algısı ve yanlışlığını, talihsiz sözlerini akıl tutulması şeklinde yorumluyor ve en şiddetli bir şekilde kınıyorum.

Tam olarak bilgi sahibi olmadan Rumeli Balkan insanını tanımadan cahilce söylenen bu sözler hem atayurt hem balkan coğrafyasında yaşamakta olan hemşehri ve soydaşlarımızı, hemde anavatanda yaşamakta olan bizleri derinden yaralamış, infial yaratmış ve üzmüştür.

600 yıl Osmanlı toprağı olan balkanlarda yaşayan topluluklar Osmanlı İmparatorluğunun çok uluslu bünyesinde değişik milletleri barındırmaktaydı.  Yani hepsi Osmanlı vatandaşı idiler. Farklı kültürler, farklı dinleri  barındıran bu topraklarda bile ayrıştırıcı bir yaklaşımı Osmanlı kullanmamıştır.

Osmanlı döneminde ve daha önceki tarihlerde de çeşitli türk boylarının  (Kumanlar,Avarlar ) Balkanlar ikametgahı idi. Birçok Soydaş ve Akraba topluluğunun  yaşadığı Balkan coğrafyası kanayan bir yara olduğu gibi, tarihin her döneminde zulüm,baskı yıldırma politikaları yüzünden göçe zorlanmışlar, anavatana gelmişlerdir.

Buradan şu sonucu çıkartabiliriz. Osmanlı Toprağı olan Balkanlarda yaşayan insanlar kendi devlet sınırları içinde olan Anadolu ve İstanbula yer değiştirmiş, yani göç etmiş. “muhacirler”di. Buna karşılık Türkiyeye son senelerde gelen Suriyeliler gibi başka devletin vatandaşı olupta bir başka devlete sığınmak isteyenlere ise “mülteci” denilmektedir. Bu yüzden sözde bilim adamı bu iki kavramı  birbirine karıştırma gafletine düşmüştür. Bunun için bir kez daha kınıyorum.

Ayrıca Rumeli-Balkan insanı önce Osmanlı için, daha sonra Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşu için, Yemenden,Galiçiaya, Balkan Savaşlarından Çanakkaleye ve İstiklal Savaşlarında en ön saflarda yer almışlardır ve çok sayıda şehit vermişlerdir.

Her daim övünerek mensubu bulunduğum Rumeli-Balkan Camiası Vatanı,Bayrağı,Ezanı uğruna ölümü göze almış çalışkan dürüst vergisini veren bulunduğu çevreye güzellik ve katma değer sağlayan bir toplumdur.

Bizler Evlad-ı Fatihan Torunları olup Osmanlıya 50’ye yakın Sadrazam çıkarmış, Yahya Kemal Beyatlıları, Mehmet Akif Ersoyları, Naim Süleymanoğullarını ve T.C. Kurucusu Ülkemizin kurtarıcısı Mustafa Kemal Atatürkü içinde barındıran Rumeli-Balkan Camiası sonradan Türkleşmedikleri gibi , tüm dünyada al bayrağı dalgalandırırken, kalplerinin bir yanı ata topraklarda, bir yanı da anayurtta atmaktadır.

Balkan Türkü anayurtta hiçbir zaman sığınmacı olmadı, olamazda. Asla yük olmadı, hiçbir zaman da yük olmayacaktır.

Şunu da vurgulamak isterim Türklük kimsenin tekelinde olmadığı gibi, kimseyede bırakılmaz, başkalarına da verilmez.

Geçmişte bazı kendini bilmez siyasetçiler, milletvekilleri, köşe yazarları, TV yorumcuları bu ve buna benzer söylemlerle akıllarınca Rumeli Balkan İnsanını aşağılayarak, birilerine yaranmaya çalıştırlar.

Ancak unutmamalıdırlar ki bu durum bu ülkenin çimentosu olan Rumeli Balkan insanı  çok sert tepki göstererek bir çoğunun sözlerinden dolayı özür dilemesi ile nihayet buldu.

Ahmet Uysal size sesleniyorum Rumeli Balkan Camiasından acilen özür dileyerek sözlerinizi geri almanızı tavsiye ederim. Senin gibiler geçmişte de vardı, gelecekte de olacaksınız. Size tavsiyem Bilim Adamlığı noktasında Sayın İlber Ortaylı, Sayın Halil İnalcıklı’yı, Ertuğrul Özkök ve Murat Bardakçı’nın sesine kulak vermenizi daha da olmadı, Osmanlı Arşivlerini gidip araştırıp dersini çalışıp öyle açıklama yapmalısınız.

Aksi taktirde Osmanlının 6. Asır Balkanlarda hüküm sürdüğünü bir bilim adamı olarak inkar etmiş durumda kalacaksınız.

Bu yüzden haddinizi bileceksiniz.

Rumeli Türkleri Vakfı Yönetim Kurulu / Yedikule İstanbul